Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik

ARDAHAN - ÇıldırARDAHAN - Çıldır
MERYEMMERYEM
KöyüKöyü
wwwwww
meryemkoyumeryemkoyu
org.trorg.tr

ardahan çıldır meryem köyü derneği
Dernek Logosu Dernek Logosu

Basın Bülteni Basın Bülteni

Kaydol
E-Bülten E-Bülten

Eklenti Kur
Radyo Radyo

EtkinlikEtkinlik Kayıt Formu Kayıt FormuEtkinliklere kaydolmak için tıklayınız
CanlıCanlı Yayın Yayın
UlaşımUlaşım Krokisi Krokisi
SohbetSohbet Bölümü BölümüDolu dolu ve hoşça vakit geçirmek için
DavetDavet Bölümü BölümüTanıdıklarınızı çağırın sitemizi canlandırın
İletişimİletişim Formu Formuinfo@meryemkoyu.org.tr

Çeşitli Bilgiler Çeşitli Bilgiler

BEN YENİ DUYDUM

Erzurumlunun biri İstanbul?da bulunan ve daha önce tanıdığı bir arkadaşını dövmeye başlar. 
Arkadaşı; ?Dur yahu, beni niye dövüyorsun ? der. 
Erzurumlu : Sus ola çafir... sen Ermeniymişsen, dedelerimizi çeşmişsiz. 
Arkadaşı: Eee.. canım bundan kaç yıl önceymiş ... deyince
Erzurumlu: Olsun, ben yeni duydum... 


Böyle ikram görülmedi :)
Adamın biri yabancı bir şehirde, bir evin kapısını çalarak bir ricada bulunur:
- Çok susadım ve buralarda su bulamadım. Lütfen bana bir bardak su verir misiniz?

Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak:

- İstersen ayran getireyim, der.

Adam bu teklifi memnuniyetle kabul ettikten sonra, çocuk bir çanak ayran getirir.

Adam ayranı içtikten sonra çocuk:

- İstersen daha getireyim, der.

- Zahmet olur yavrum.

- Hayır ne zahmeti. Zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl olsa dökecektik!

Bunun üzerine, adam iğrenerek elindeki ayran çanağını hiddetle yere atıp parçalayınca, çocuk feryadı koparır:

- Anneee, kapıdaki adam köpeğin çanağını kırdı 

              EŞŞEK
Adamın biri misafirliğe gitmiş. Akşam olunca haliyle sormuşlar...

Bizim odada mı yatarsınız, bebeğin odasında mı, yoksa boş bir odada mı? 


Adam düşünmüş: Karı-kocanın yanında yatılmaz, bebek de uyanır ağlarsa uykusu kaçacak... Ben boş odada yatarım demiş.

Sabah olunca adam elini yüzünü yıkamış, bir de bakmış çok güzel bir kız adama havlu tutuyor.

Adam: - Kızım senin ismin ne? diye sormuş. 
KIZ : - Bebek amcacığım, ya sizin isminiz?... Adam: - Eşşek kızım eşşeeeek


 

Hanımlar dere kenarında çamaşır yıkıyor ve sohbet ediyorlar;
-Ay gızdar düneyin dallası seyredinizmi?
-Men seyrettim ay Gülgez abla
-Ne oldu hele annatsana
-Ne olacah ay Gülgez abla o Ceyar vurğun vurmuşu gene beçere Suelini budadı
-Niye
-Men ne bilim o sarı pişih ele bir gurumsağdıkı o yazıh ganayağlıyı gene gara yandırdı Her yanını zoğ zoğ elledi
-Bunun derdi azzarı nedi?
-Men ele ganerem başga bir arvat var
-Olar anam olar, din iman galmadı kimsede
Tükezvan söze garıştı:
-Ay gızdar o arvat işi döyül bunun derdi mazıttı mazıt
-Torpah başşına
-Ama bilirsinizmi Suelin öyü terketti
-Harya getti
-Harya olacah atasıöyüne
-Be Ceyara ne dedi?
-Ne diyeceh dediki ay ceyar imam söyünün hakkıüçün bir daha buralara gelmerem..!



Bizim terekeme şehirlerarası yolculuk yapmaktadır. Otobüs mola verir, terekeme ihtiyaçlarını gidermek için, iner. Geri döndüğünde restoranın önünde bir çok araba olduğunu görür. Kendi arabasının hangisi olduğunu şaşaırır. Panikler rast gele bir otobüse biner. Şöförün ordan bağırır:
Ayeee ayyy millet hele bağın men bu otobosun adamıyammı 

           Titrirsin
Baba küçük oğlu ile ekin biçmek üzere tarlaya giderler Biçim işi devam ederken birden yağmur bastırır. Baba oğul bir ot yığınına sığınırlar. Baba oğluna üşümesin diye kendi ceketini çıkarır ve giydirir. Biraz geçtikten sonra baba titremeye başlar. bunu gören küçük oğul Baba ! niye ele it gibi titririrsin 






                         Günahsız Cenaze
Ölenin hırsız olduğu gerekçesiyle adamın cenazesine kimse gelmemişti. Mecburen iki oğul babalarını cenazesini tek başlarına kaldırırlar. Mezarlık yolu biraz yokuştur. Büyük ve uzun boylu olan oğul yokuşu çıkarken tabutu önde taşıyor. Küçük ve çelimsiz oğulda arkada...

Büyük oğul Görürsen mi ay gardaş lelem nece yüngüldü irehmetliğin heç günahı yoğdu sanki kuş kimi uçer

Yokuşun alt tarafında bulunan, tabutun arkasındaki küçük ve çelimsiz oğlan, abisinin bu sözüne karşılık bir iç çekerek Harda uçer! Günahı belimi gırdı, sen ne danişirsen



         GELMİYEJEM
Biçin (ot biçimi) zamanı imam Cuma namazı kıldıracak. Cami de bir imam bir de müezzinden başka kimse yok. Dini inançlara göre Cuma namazının en az kişiden kılınması gerekiyor. Cuma namazına kimse gelmeyince, imam dışarı çıkar ve o an köy meydanından geçmekte olan, sırtında tırmık, dirgen ve tırpanla tarlasına giden köylüye durumu anlatır ve Cuma namazı için ikan eder. Köylü namaza katılır. Namaz bittikten sonra işi yarım kalan köylü hocaya Haftaya özüyen bir adam bul men gelmiyejem



             Dost Düşman Bele Günde Belli Olur
Sabahın ilk ışıklarında içki masasından dönen bir Karslı, kafayı bulduktan sonra arkadaş ve dostlarını ziyaret etmeye başlar. Her gittiği yerde yüz bulmayan sarhoş, nihayet bir çöplüğe düşer ve orada sızar. 

Bu arada çöplükte yiyecek arayan bir köpek, sarhoşun ağzının kenarında kalan kusmuk parçacıklarını yalamaya başlar... Sarhoş yarı uyanık yarı uykudadır. Ağzını yanağını yalayan köpeğe Sil gardaş sil... dost düşman bele günde belli olur der. 




DALINI ÖRT ; Karsın İstasyon Mahallesinde `akıllı` lakabıyla tanınan bir terekeme(kara papak halkı) varmış. Akıllının hanımı vefat etmiş. Cenaze evine toplanan herkes ağıtlar yakarak ağlıyorlarmış.Ölen bayan mahallede çok sevilen birisiymiş.Mevsim kış. 

Ağıt yakarak ağlayanlar arasında ölen bayanın kocası akıllıda vardır:``Bundan sonra ne yapacağım?Balalarım ortada kaldı, onlara kim bakacak?Sen evimin direği idin, evim yıkıldı,ocağım söndü!Men (ben) indi(şimdi) ne gayırrajam(yapacam) sen öleceğine men öleydim! 

Ellerini dizine vurarak ağlayan akıllı, birden gençliğinde sevdiği, ancak evlenemediği bayanı görür.Ağlayarak bayanın yanına yaklaşır,ceketini çıkarıp bayanın sırtına atar ve ağlamaklı halde konuşur: 

-Dalını(sırtını) ört, üşüyersen(üşürsün)! 

İLİMDAR

Karnesi zayıflarla dolu olan Posgoylu Cemender`in oğlu İlimdar eva gelür gelmesüne ama garneyi bubasına nasıl gösdereceğinin telaşı içindedir. 
Onun bu halini gören Cemender : 
-Ola gal baxem buraya naluğ ediyersin , nay ettin garnani gatirdünmi? 
-Geturdim buba ama o ogretman hamusuna zayuf vermuş. Bihen zor sorular soriyer. Cuvap vermeyuncada aha bele oliyer 
-Ula nasul zayuf veriyer gederum mektebe onu zanduğum içune goyar dereye aturum. 
-Aha buba isdamiyersen senda bax 
Cemander karneyu görande beynundan vurulmişa dondi. Uşağun elinden tuttuğu gibu mekteba vardi. Doğru ögratmanin odasına çıxdu ve sordi: 
-Ogretmen bey sen benim oğlana nasul zayıf veriyersin? 
-Çalışmıyor Cemander bey 
-Zor soriler soriyermişsin? 
-Hayır aksine çok kolay sorular soruyorum 
-Ula İlimdar gel baxayunm ögretmanin bir sori sorsun benum yanimda 
-Söyle bakalım ilimdar iki kere iki kaç eder? 
-Aha buba gordinmi gene zor soriyer...!

ACEM

İran`da şah devrilmiş Humeyni başa geçmiştir. Şahın yakın korumalarından biri Türkiye?ye kaçar. Gelir Erzurum`a Cumhuriyet caddesindeki bir otele yerleşir. Ertesi gün 12 Mart`tır kar tipi soğuk ki maazallah donarsın. Acem şaşırır kalır tedariksizdir, üzerinde yalnız bir ceket vardır. Eski hükümet konağının önüne gelir ki bir şenlik bir bayram. Dadaşlar oynuyor davullar çalıyor. İranlı merak eder birini çevirip sorar; ?Eğeee siz neylersiz burda?? Erzurumlu cevap verir; ?Bu gün bizim mutlu günümüz gardaş, Erzurum?u düşmandan kurtardığımızın günüdür.? Soğuk iliklerine kadar işleyen İranlı Dadaşa bakar ve der: ?Ay gardaş siz neye sevinirsiz ki bırahın da onlar sevinsin? 

Kaynak : Karapapak 

RADYO

Radyo daha Gars?a yeni gelmişdi. İri iri batarya pilleri, açıldıktan sonra 3-4 dakgada ancak ses veren lambalı radyo... Behdemir emi Azerbaycan?da galan axrabalarının hesretiynen yanıp tutuşurdu... Kazımpaşa ceddesinden tükenini açmaya gedendee, yangılı bir mugam gulağına geldi. Ele mum kimi eridi, olduğu yere yığıldı... Gözderinnen yaşdar axan behdemir emi tar eşliğinde söylenen Mugam?ı sonuna geder dinnedi ve eyeğa galharak sesin geldiği Goşun?un tükenine girdi. İşte Radyo ile Behdemir eminin tanışması bele olmuşdu... Fiyet miyet heç önemli değildi Behdemir emi radyoyu nası aldı eve nası geldi özüde bilmerdi. İçeri girer girmez oğlu Heseneli?ye sesdendi: -Heseneli Heseneli ay bala gel görüm radyo aldım gurup çalışdırah... Heseneli ile Behdemir emi epey bir uğraşdıkdan soora radyoyu çalıştırmayı becermişlerdi. Düymeyi cevirdikdiler ve Azerbaycan radyosunu dinlemeye başladılar. Gerçi birez gürültülü ve hışırtılı geliyordu ses, güy gürüllüyende Radyo da gürüllüyürdü, ama olsun o bile evin içinde her kesin pür dikkat dinlemesine engel olmuyordu. Artık Behdemir eminin evinin içinde Azerbaycan?dan bir ses vardı. Tükeni mükeni unudan Behdemir emi bir ara arvadı Mesme hanım içeri girende özüne geldiki tükeni açmıyıpdı... Hızla yerinden kalktı ve eyakkabılarını davanına basarak ayağına keçirip yola goyuldu. Artık evde bir başka hava vardı. Tar sesi iliklere kadar sirayet ediyordu. Mesme hanım, Heseneli?nin yanına oturup bir terefden radyoyu dinliyor bir taraftandan gözlerinden akan yaşları leceğinin kenarı ile silirdi. O sırada radyodan : -Danışır Baki dinniyir camahat . Eziz dnniyenner indi xeberreri veririh. Bu il galhoz ve salhoz isdihsalatında...... sesini duyan Mesme hanım oğlu Heseneli?ye seslendi: -Ay heseneli gapatginen ahşam baban gelende dinnesin -Ay ana ele zad deyirsenki gapadanda gonuşmayı durdurmur daaa... -Men nevlim ay bala ele bildim burdan gapadanda ahşama geder behliyir ahşam açanda aynı yerden danışmaya devam elliyir. -Olarmı ay ana, birçe teh bizihmi dinniyirih.... Eeeeee işte böyle eski günlerden bir kesit yine hatıraları canlandırdı... Yokluktu, sıkıntılı günlerdi, ama güzellikler ve insan sevgisi o günlerde kaldı maalesef... 


 
BU ADAM MAA HEÇ BENZİYERMİ

 

 

Terekemenin biri çok fakirmiş gel zaman git zaman iş adamı olor.Bir gün arvadına diyerki ay garı men şeher dışına bir iş toplantısı için çıhajam menim aynoyumlarımı topla bavula goy.Garısı tutuyor bavulu hazırlıyor.Bizim terekeme gidiyor böyüh şehir de garılarla sazda barda gezer yiyer içki içer.O arada resim de çekilerler.Adam resimi aler sarhoşluğun etkisiyle ceketinin cebine goyor eve geler.Garısına diyerki garı iş yaman yoğunuydu çoh yorgunam hemen banyoya girem gidiyor banyo yapmaya.
 
Bir müddet sonra garısı seslener ay kişi sigaran varmı.Adam diyer cebim de var al.Garısı gider adamın cebinden sigara almaya bir de baherki gocası başka garılarla sarmaş dolaş oluf.Bir hışımla banyoya gidiyor kapıyı çaler çabuh çıh seni gızana gelenin oğlu.Adam kapyı açer garısı diyer ay köpöyoğlu bunlar nedi.Adam bakıyor resimler diyer bu nedi.Garısı diyor ne nedi köpöyoğlu bu sen döyülsenmi.Adam cevap verer.
 
Ay garı ne zevzeh zevzeh gonuşorsan bu adam elbiseli men çıplah bu adam maa heç benziyermi
 
Fuat Ergin
 

 

BUNUN KEFİ HARDADI
 

Toprağımın güzel insanlar.Bizim bulanıkta Tat Ahmet amcamız vardı çok çalışkan,dürüst bir insandı kahve içki bilmezdi.Tek yaptığı evi,dükkanı,camiydi.Çokta tutumlu bir insandı paraya pul derdi.Birde Gıyas isminde bir oğlu vardı tam tersi kumara,içkiye çok düşkündü puluda(parayı) savururdu.Bir gün tat ahmet amcamız akşam dükkanını kapatmış evine gidiyormuş.Bakmış caminin orda biri içmiş harığın içine düşüp düşüp kalkıyor.Ahmet amca merak etmiş yaklaşmış bakmışki oğlu gıyas harığın içine uzanmış ele ayağınnan başlamış gıyası dürtmeye ola Gıyas,Gıyas burada ne yapıyorsun ay köpöyoğlu.Gıyas cevap verir kef sürürem baba kef.Ahmet amca bu sözün karşısında deli olur,başlar oğluna seslenmeye şöyle der.
 
İÇiRSEN DÜŞÜRSEN OLURSAN MESTE
 ,DÜŞÜRSEN KALHIRSAN OLURSAN HASTE,
 KAHVEDE PULUDA VERİRSEN ÜSTE.
 AYA AY KÖPÖYOĞLU BUNUN KEFİ HARDADI.

Fuat Ergin
 

Körpü
 
İki terekeme gayfede oturermiş,Bir birleriyle gonuşerken yan masada oturan bir uyanığın aklına bir fikir geler..Adam bunların yanına gelerek, diyir men sizin nereli olduğunuzu bilirim.Terekemeler ; aya sen bizim haralı olduğumuzu nası bilecenAdam ; bilirim ama size üç tane soru sorucam,Sizde cevap vereceksiniz, ben sizin nereli olduğunuzu bilirsem 10 bin liranızı alıcamSiz bilirseniz ben size 10 binlira vereceğim.Terekemeler; tamam der kabul ederlerAdam ; toprak diyin derTerekemeler ; torpağ derAdam; yaprak diyin der Terekemeler ; yarpağ derAdam ; köprü diyin derTerekemeler ; körpü derAdam der ki ; siz ardahanlı?sınız.Adam 10 bin lirasını alır giderTerekemeler birbirine sormaya başlarlar;Ola bu adam nası bildi bizim Ardahanlı olduğumuzu?Öbürü ; valla men ne bilem , ola hele dur adam bize dedikiDiyin torpah biz dedik torpahDemedih mi dedih.......Ee adam bize dedi yarpah diyin bizde dedih yarpahDemedih mi ? dedihh...Ola olmuya biz pohu körpüde yedih

 

 

 

 

 

DIIRRRRRRRRRRRRRRRRRR ..
 

TEREKEKEME GARDAŞDAR ŞEHİRE GÖÇÜF GELİR. HERKES BİR İŞİN PEŞİNE GEDİR AMA EN BÖYÜHLERİ ALİ ATTAN KOPAMMIR. GENE BİR ATARABASI ALIR. KARSIN İÇİNDE TAŞIMACILIK YAPMAYA BAŞDIYIR.. BİRKAÇ YIL BELE SÜRÜR.
NE YAZIK Kİ KARSIN İÇİNDE ATARABASI YASAKLANIR.   BU BİZİM ALİNİN SANKİM BELİ GIRILIR. ALİ ATSIZ NE İŞ GÖREBİLER??!
 GARDAŞDARI BUNU YOLA GETİRİR KÖYE GETMEYE GOYMUR. BİR TAKSİ ALIRLAR. DEYİRLER AYNI MESLEĞİ SÜRDÜR.İNDİ DE TAKSİYNEN ÇALIŞ.
 
ALİ KİŞİ İŞE BAŞDIYIR AMA AKLI FİKRİ ATDADI. NEYSE BİRGÜN YOLDA GEDERKEN ÖNÜNE ELİNDE BİDON BİR ARVAT ÇIHIR. ARVAT YOLUN ORTASINDA YERİYİR. VURMAMAK İÇİN DURDURACAK AMA ELİ AYAĞINA DOLAŞIR. ELİNDEKİ DİREKSİYONU ELEBİLİR ATIN CİLOYUDU.ÖZÜNE DORĞU ÇEKİR HEMİ DE BAĞIRIR. ''DIIRRRRRRRRRRRR.'' AMA NE FAYDA  DURMUR. OLAN YOLDAKİ ARVADA OLUR.
 

Edebiyat Öğretmeni;
 Hüseyin KARADAĞ
 

GÖREH KİM GÖZELDİ?
 

SİBEL CAN OLMASI LAZIM, ÇILDIR'A FESTİVALE GİDİYOR. GÖLÜN YANINDA DA BİR TEREKEME HALAM YUN YAXIYIRMIŞ.
 SICAKKANLILIĞINDAN, İÇİNDEN GELEN GONAXSEVERLİKLE SİBEL CAN'I ÖPMEK İÇİN YELTENİR.
 SİBEL CAN BAKIYOR Kİ HALAMIN ÜZÜNDE BİR KARIŞ KİR VAR, YÜZÜNÜ ÖPTÜRMEMEK İÇİN YAN DURUR.
 
EY DE  TEREKEME HALAM  BUNUN ALTINDA KALIR MI. DEYİR:
 
-ÜZÜNÜ HAYANA DÖNDERİRSEN AY AĞRIMI ALASAN? HAVA GARALIF ZATAN, BİREZ BEHLE YAĞIŞ YAĞAJAX. SENİN ÜZÜNÜN BOYASI GETSİN
 MENİM ÜZÜMÜN KİRİ GETSİN, GÖREH KİM GÖZELDİ.

 

Edebiyat Öğretmeni;
 Hüseyin KARADAĞ
 

 

 

 

SANA N'OLUF
 
TEREKEMENİN BİRİ KARS'TA NİYETLENİR İLK KEZ CAMİYE GİDECEK(ama namaz gılmağını heç bilmir, öz özüne deyir 'birsinin dalına geçerem, o ne yaparsa men de onu yaparam, heç olmazsa bu sefer eyilif gaxmasını örgenerem)
 NEYSE CAMİNİN ÖNÜNDE BAŞKA TEREKEMEYNEN GARŞILAŞIR. AMA GEÇ GALMIŞLAR. GİRİLLER İÇERİ CAMAAT SECDEYE GEDİF, OTURUF BİRİNCİ ETTEHIYATÜ DUASINI OXUYUR. BUNNAR DA ÇÖKÜRLER. ŞANSDAN NAMAZ BİLMEYEN TEREKEMENİN ÖNÜNDEKİ AYAĞINDAN SAKATMIŞ.
 HOCAYA BAHIR HERKES GAXIR, AYAĞI SAKAT OLAN GAXMIR, TABİ ONA BAXIP BİZİM ACEMİ TEREKEME DE GAXMIR.
 ÖBÜR TEREKEME EYİLİF BUNUN GULAĞINA DEYİR: ''EYE AY KÖPOĞLU, O TOPALDI SANA NOLUF.''
 YAZIX TEREKEME DEYİR: ''MEN TOPAL DEYİLEM ELE, BAX İNDİ NECE GAÇIRAM. MİLLETE ÇARPA ÇARPA CAMİDEN GAÇARAK ÇIXIR.
 O GÜN BU GÜNDÜR KİMSE O TEREKEMEYİ CAMİYE GÖTÜREMİYOR.
 
HALİTPAŞA İŞHANINDAKİ, FIKRANIN GERÇEK KAHRAMANINA SELAM OLSUN.
 

 

Edebiyat Öğretmeni;
 Hüseyin KARADAĞ
 

 

KÜRT, TEREKEME, AZERİ VE YERRİ
 
DÖRT HIRHIZ ARKADAŞ BİR EVİ GÖZLERİNE KESTİRMİŞLER. GECE GİDİP EVİN ÜSTÜNE ÇIKMIŞLAR. EVİN AHIRININ ÜST BACASINDAN
AŞAĞI İNİP HIRSIZLIK YAPACAKLAR. KİM ENSİN DİYE EPEY DİDİŞDİKTEN SONRA YAZIK TEREKEME YOLA GELİR. BUNUN BELİNE İPİ
 BAĞLIYIRLAR VE AŞAĞI SALLAMAYA BAŞLIYIRLAR. TEREKEME DEYİR,''ÜÇ KERE VAY VAY VAY DERSEM ANLAYIN Kİ EVİN SAHABI KALKMIŞ,
 BENİ HEMEN YUKARI ÇEKİN.'' TAMAM DİYORLAR. SALLIYORLAR AŞAĞI. MEĞER EVİN SAHABI AŞAĞIDA BEKLİYORMUŞ. ELE YABANIN
BARMAĞINI TEREKEMEYE SOHUR. TEREKEME ''VAY VAY VAY'' DİYE BAĞIRIR. HEMEN ÇEKİRLER. NOLDU DİYORLAR. TEREKEME,''HEÇ BİR SES
DUYDUM SANKİ'' DİYOR.MAKSAT BEN YABAYI YEDEİM BUNLAR DA YESİN. NEYSE YERRİYİ ENDİRİRLER. ANLAŞMA AYNI.
AŞAĞIDA YABAYI YERRİYE DE BATIRIR EVİN SAHABI. O DA BAĞIRIR. ''VAY VAY VAY.''  HEMEN ÇEKİRLER. O DA BİŞE YOK DEYİR. HAYIN YA. BEN YEBEYI YEDİM BUNLAR DA YESİN DİYOR İÇİNDEN.  BU SEFER AZERİ ENİR. EV SAHABI ONA DA YABAYI SOHUR. O DA BAĞIRIR VAY VAY VAY. ÇEKİRLER.  O DA BİŞE YOK DİYOR. ŞEYTEN YA. KÜRT DE YABAYI YESİN DİYOR İÇİNDEN.
 TABİ KÜRT BAĞIRIR. ''YAU SİZ NE GORXAXSINIZ. ELE HEMEN VIY VIY VIY DİYE BAĞIRIRSİZ. BEN İNECEM. KIRK KERE VAY VAY DEMEDEN BENİ ÇEKMEYİN. SİZİ CESERETSİZLER SİZİ DİYOR.''
 NEYSE ENİR AŞAĞI. EV SAHABI BUNA YABAYI SOXUR. KÜRT BAĞIRIR ''KIRK KERE VAAAEEEEEYYYYY.............''
 

Fıkra Sahibi;Hüseyin KARADAĞ
 

 

        
Cılbıt görürem..!
 
Yeni evli terekeme, bir aşk filmi seyretmek için sinemaya gider. Baş aktör sevgilisine şöyle der;Sevgilim! gözlerimde ne görüyorsun...; -Aşkımızı! Film biter, terkeme eve doğru yola koyulur. Fakat izlediği filmin o sahneden çok etkilenmiştir. Eve gelir... kapıyı genç eşi açar... Terekeme filmde izlediği gibi hanımına derince bir bakış atar ve sorar...!; -Sevgilim! Gözlerimde ne görüyorsun...? Kocasının gözlerine iyice bir baktıktan sonar kadın; -Cılbıt görürem
          
 
                ------Terekeme Askerde-------
 
 
Komutanı bizim terekemeyi çağırmış, para vermiş demiş git bana malboro al. Yazıh uşah ne bilsin malboro nedi. Almış parayı getmiş, biraz gidenden sonra geri dönmüş. Demiş Ay komtanım o dediğinden tapamazsam halva alemmi?? -
 
                       -------ENDİR DÜŞECEM ---------
 
1950?lerde Kars?tan bir aile İstanbul?a göç eder. Evin annesi iki üç ay sonra yolları öğrenmeye başlar. Laleli?de ikamet etmekte olan ailenin annesi, hasta bir akrabasını ziyaret etmek için Fındıkzade?ye gitmek için otobüse biner. İneceği durağa yaklaştığı zaman şoföre: ?Bala endir düşecem der. Otobüs şoförü: ?Düşmezsin teyze'' -Oğlum düşecem -düşmezsin teyze -Ola köpöyoğlu düşecem.-
 
        
             ---------Haşılın boylesi----------
 
 Kişinin bir oğlu varıydı adı Mustafa. Çayırı biçende evden evle yemeğine buna haşıl yolluyullar ama dumanı üstünde tütör, ele sıcak. Mustafa da alır babasına götürör. Babası soror oğlum haşıl nasıl, oğlan da haşılın güzel olduğunu anlatmak için diyir baba vallah buz kimi. Kişi birden kaşığı daldırıp ağzına götürende dili damağı yanır, gözünden yaş tökülmeğe başlıyır. Oğlu soror baba niye ağlıyırsan. Babası diyir Mustafa adlı oğlum öldü ona ağlıyıram.
 
        

-------Kars'a ayna gelirse... -------
 
Kars?in bir koyunde, ne koylu, ne de koyun ?şıh?ı o gune kadar ayna gormemistir. Adamin biri, ilk rastladiginda, aynayi alip bakmaya baslar. Ardindan, aynada gordugu surati olen kardesi zannedip aglamaya baslar: ?Vay benim zavalli gardasim, vay benim zavalli gardasim.? diyerek. Aynayi koynuna alip yatar. Hanimi, esinin, ayna koynunda yattigini gorunce suphelenir. Uyandirmadan adami, aynayi alip bakar. Ofkeden kudurmustur. ?Vay !? der heyacanla ?Herifim, beni bir kariyla aldatir.? aynayi alip, köyün şıhına gider. Aynayi gostererek Şıh Efendi,? der. ?Benim herif beni bir kariyla aldatir.? Aynayi alir, şıh? Yuzune tutar? ?Bacim,? der. ?Bu, bir karidan ziyade, gavata benziir.?
 

       
              -------TEREKEME Askerde--2-- ----
 

İki terekeme askere gider.Gün gelir atışlara sıra gelir.Bizimkilerden birini atış sahasına götürürler,diğeri kalır eğitim alanında.Bizimkine sıra gelir ama gözlerinde problem var: -Aya komutanım hedef hardadı? Komutan: -Ne diyorsun asker? -Komutanım hedef hardadı,göremmerem? Komutan: -Bunun dilinden anlayan birini getirin,bakalım neymiş derdi! Bizim diğer terekemeyi tutup getirirler.Komutan: -Bak bakalım senin bu arkadaşın ne diyor? -Emredersen komtanım!Arkadaşına dönerek: -Ne diyersen ola? -Ola heç,diyerem ki hedef hardadı,annameller! Komutan çağırır sonradan geleni -Ne diyormuş arkadaşın söyle bakalım? Bizimki: -Aye komutanım eşşehsen mi,diyer ki hedef hardadı hardaaa!!!! Bu fıkrayı ekliyene kadar cırıldım
        

        ---------Suçumuz nedi.?--------------
 

Karadağ caddesinde kaldırıma yaslanarak zorla durabilen kamyonu görünce Trafik Polisi hemen yanaştı:
-Hoop hemşerim, burada durmak yasak!
 -Aman terpetme gurvan olom, firennerim tutmor.
-Senin farların da kırık?
 -Mehellenin pijderi...
-Silecekler de yok?!
 -Boooy ahan men de yeni gördüm.
 -Ehliyet ruhsat lütfen.
-Vallah rühset yok, ne yalan diyem. Ehliyet de emim de.
 -Peki, sana elli lira ceza yazıyorum.
-Gurvan olom polis bey, ahan vermesine vereh de, suçumuz nedi? 

       
                                  
                 --------Haralısan eyee...!-----------
 
Terekeme esgerriğini yaper
 
-Birgün Savak erkennen lavaboda tıraş olanda...
Yanında ki obir aynıya bakdı sesdendi:
-Ay gardaş haralısan
-Garsdıyam
-Aya mende garsdıyam,
Harasınansan
-Mamaşdıyam
-Aya mende mamaşdıyam, kimlerdensen
-Tezebeyin oğluyam
-Bıy öyün yıkılsın ola mende Tezebeyin oğluyam yoksa sen fako'sanmı....!
 
       
                 ---------------Bu Adamı Cırar..!-----------------
 
Bir Terekeme köyünde mökgem oğurçuluğ olormuş.
 Ahali hırsızı yakalamak için seferber olmuş; Sorgu sual şüpheler Nevi kişide toplanmış ama
 Nevi kişi gabul edermi? Demişlerki Guran a el basıynan
 Nevi kişi; -  olar  dedikten sonra Guran getirilir. Nevi kişi uzaktan Guran a bakar ve derki
 
 - Eye men elebildim Emmecüzü getrejjeysiniz; siz gedif Anaç Guran ı getrifsiniz bu adamı cırar men buna el mel basmarram......... 
 

      

----------------------Ala Köpoğlu..------------------------
 
-   Terekemenin oğlu bir koyun oğurlamış: Atası:
     -   Aay oğul bu goyunu geri ver, ayıfdı,günahdı, o dünyada cezasını çekersen.
     Oğul:
     - Ay baba sen ne danişirsen, menim oğurladığımı heç kimse görmediki, o dünyada şahatlıh etsin .
       Atası
     - Ay oğul,o dünyada , goyun da dirilif gelecek, sende doğruyu söyleyeceksen ve cezanı Allah verecek.
     - oğlu
      - Ay baba goyun sahabı goyununu isteyeceh mi?
      - Helvette
      -Mende hemen goyununu yahalar, al köpoğlu  deyer sahavına vererem...
 
 

        

---------------Sen kimi uğursuz sağ galif..-----------
 
Bir gun Mollanin arvadi qaynar çorbayi sufreye qoyar.Uflemeden bir qasiq agzina alar.gozlerinden yas akmaga baslar.
 Molla:
 -Arvad,niye aglayirsan?
 -Rehmetlik anam yadima dusub.
 Sicak çorbadan bir qasiq agzina alan kimi Mollanin da gozlerinden yas axmaga baslar.
 Arvadi Mollayı aldatdigina sevindi.
 -Molla,bes sen niye aglayirsan?
 Molla:
 -Ona gore aglayiram ki,anan ölüp. Senin kimi ugursuz sag qalib.
 

       

                        Haftaya  Başka Bir Adam Bul
 
Biçin (ot biçimi) zamanı imam Cuma namazı kıldıracak. Cami de bir imam bir de müezzinden başka kimse yok.  Dini inançlara göre Cuma namazının en az kişiden kılınması gerekiyor. Cuma namazına kimse gelmeyince, imam dışarı çıkar ve o an köy meydanından geçmekte olan, sırtında tırmık, dirgen ve tırpanla tarlasına giden köylüye durumu anlatır ve Cuma namazı için ikan eder. Köylü namaza katılır. Namaz bittikten sonra işi yarım kalan köylü hocaya; ?Haftaya özüyen bir adam bul... men gelmiyejem?
 
               Helva
 
Köyün delikanlısının başsağlığı için gittiği evde gelenlere helva dağıtılıyordu.  Çok kalabalık olduğu için her nasılsa bu  delikanlıya helva vermeyi unutmuşlar. Delikanlı bir süre yutkunduktan sonra helvayı dağıtan gençlerden birisine bakarak; ?Helvet menimde lelem  öler, mende sene hoyla vermiyejem ele yana yana gal...? der.
 
       

                         Kelime-i Şaadet
 

Yıl 1976-78, görüş ayrılıkları ve şiddet başını almış gidiyor. İnsanlar ve şehirler birbirine düşman.
 Kars aşırı solcuların, Erzurum ise  aşırı sağcıların kontrolünde... Gelip geçen otobüsler gençlerin denetiminde... Erzurumluya göre Karslı gençler komünist ve dinsiz.  Karslılara göre de Erzurumlular faşist.
 Bir gün Karslı gençlerin bulunduğu bir otobüs, Erzurumlu gençler tarafından durdurulur; ?Kars?ın komünistleri, Kars?ın dinsizleri inin aşağı? derler ve  gençleri indirerek  imtihan etmek isterler.
Erzurumlu gençlerden birisi Karslı bir gence dönerek;
 -         Ola  çelimei şahadet cetir...! der. Karslı bir solukta söyler...
 Soruyu soran Erzurumlu söyleyeni şaşkınlıkla dinler ve yanında bulunan arkadaşına;
 -         Ola Selehettin hele Resul emmime sor çi bu doğru mi ohir yoksa yalniş mi?
Selahatt cevap verir;
 -         ?Ola eyle hızlı ohudu çi ahlım da tutamirem çi soram? der.
 
       

                Üstteki Menem
 
Evin erkeği çoluk çocuğuna para kazanmak için gurbete çıkar. Bir eşek alarak süt satmaya başlar. Ev halkı merak ederler diye, beş altı ay sonra bir mektup yazar ve eşeği ile beraber çektirmiş olduğu bir fotoğrafı  zarfın içine koyar ve gönderir. Resim arkasına; ?Dikkatli bak, fotoğrafta üste görünen menem...? diye yazar.
 

 

                   Eşşeh Başı

İstanbul'a yeni gelen Terekeme kuyumcu dükkânının vitrinini merakla inceliyordu. Kuyumcunun çırağı, onunla alay etmek için:
 Hemşerim! dedi, ne bakıyorsun öyle?
-Aya merakım kabardı.Dedim eceve ne satılır bu tükende?
Çırak;
 Eşek kafası satılır.
-Allah daha çok versin atamanam.Elese işiniz yolundadı
Nereden bildin, dayı?
Aya görmürsen mi olan  yesyeke tükende seninkinden başga galmıyıf..!


Biri varmış, biri yoğmuş, bir keçi varmış. Keçinin üç balası varmış. Birinin adı Şengülüm, birinin adı Şüngülüm, o birinin de adı Mengülüm.
Bu keçi her gün gedib meşede ve çölde otlayar, geri ğayıdanda buynuzunda ot, ağzında su, döşlerinde süd getirermiş. Astanada dayanıb ğapını döyermiş, Şengülüm, Şüngülüm, Mengülüm atıla-atıla, dingildeye-dingildeye ğapının dalına gelib soruşarmış:
-Kimdir?
-Şengülüm, Şüngülüm, Mengülüm!
Açın ğapını, men gelim!
Ağzımda su getirmişem,
Döşümde süd getirmişem,
Buynumuzda ot getirmişem.
Şengülüm, Şüngülüm, Mengülüm sevinib tez ğapını açarmış. Keçi içeri girib onların otunu, suyunu verermiş. Yediler, içirer, yatırdarmış. Sabah örüşe gedende yene de her gün üçünün üzünden öpüb tapşırarmış, Şengülüm, Şüngülüm, Mengülüm, ğurd sizi aldadar, aparar yeyer, ha. Her kim ğapını döydü, men deyen sözleri eşidmemiş açmayın.
Günlerin bir günü Gurd özüne söz verdi ki, Şengülüm, Şüngülüm, Mengülümü yeyecem. Keçinin ğapısının ağzına geldi. Yavaş-yavaş ğapını döymeye başladı. Şengülüm, Şüngülüm, Mengülüm dingildeye-dingildeye ğapının dalına gelib seslendiler:
-Kimdir?
Gurd dedi:
-Menem, Keçiyem, balalarım, açın ğapını.
Şengülüm, Şüngülüm, Mengülüm o saat bilirler ki, ğapını döyen anaları deyil, Gurddur, onlara kelek gelir. Gurd ne ğeder yalvardı, ğapını açmadılar. Gurd ğapını sındırmağ isteyirdi, bir de gördü ki, Keçi gelir. Gaçıb bir kolun dalına girdi. Orda gizlendi ki, görsün Keçi ğapını nece açır. O, biri terefden Keçi gelib ğapını döye-döye dedi:
-Şengülüm, Şüngülüm, Mengülüm!
Açın ğapını, men gelim!
Ağzımda su getirmişem,
Döşümde süd getirmişem,
Buynumuzda ot getirmişem.
Şengülüm, Şüngülüm, Mengülüm oynaya-oynaya gelib ğapını açdılar. Keçi içeri girdi. Hemişeki kimi onlara su, ot, süd verdi. Bir az ordan-burdan söhbet elediler. Balaları ğapını döyüldüyünü söylediler. Keçi dedi:
-O ğain Gurddur.
Sonra balaların üzünden öpüb getdi.
İndi size ğeber verim Gurddan. Keçinin sözlerini Gurd öyrenmişdi. Koldan çığıb bir az gözledi. Sonra yavaş-yavaş gedib ğapını döymeye başladı. Çepişler oynaya-oynaya ğapının dalına gelib soruşdular:
-Kimdir?
Gurd sesini Keçinin sesine oğşadıb dedi:
-Şengülüm, Şüngülüm, Mengülüm !
Açın ğapını, men gelim!
Ağzımda su getirmişem,
Döşümde süd getirmişem,
Buynumuzda ot getirmişem.
Balaları ele bilir ki, bunları çağıran analarıdır. Celd ğapını açdılar. Gurd o saat Mengülümü yedi, Şengülüm, Şüngülüm ğaçıb gizlendiler. Gurd çoğ ağtardı, onları tapmadı. Keçinin ğorğusundan ğaçıb getdi. Ele ki, Gurd getdi, Şengülüm, Şüngülüm gizlendikleri yerden çığıb ğapını bağladılar. Bir künce oturub ağlamağa başladılar. Ağşam düşdü. Keçi örüşden ğayıdıb ğapını ne ğeder döydü, ona cavab veren olmadı. Çepişler ele bildiler ki, yene de Gurddur. Ona göre cavab vermediler. Keçi geri çekilib ğapıya bir buynuz ilişdirdi. Dalbadal bir buynuz, iki buynuz Şengülümle Şüngülüm gördü ki, ğapını sındıracağ, gelib ğulağ verdiler, balaca deşikden bağdılar ki, analarıdır. Gapını açdılar. Keçi onlardan soruşdu:
-Bes, Mengülüm hanı?
Onlar başladılar ağlamağa. Ehvalatı analarına danışdılar. Keçi hirslenib dedi:
-Yağşı, Gurdla menimki ğalsın, siz ğapını bağlayın, evde oturun.
Beli, Keçi düşdü yolun ağzına. Az getdi, çoğ getdi, gelib bir damın üstüne çığdı. Ayağlarını yere döymeye başladı. İçeriden ses geldi:
-O kimdi, damın üste.
Tappır-tuppur döyür
Ayağın damın üste.
Keçi dedi:
-Balamı sen yemisen?
Tülkü dedi:
-Yoğ, men yememişem, get Gurddan soruş.
Keçi ordan demirçinin yanına gelib dedi:
-Demirçi ğardaş, menim buynuzlarımı ğılınc kimi iti ele, nize kimi şiş. Sene bir kasa ğaymağ, bir kasa da süd vereceyem.
Demirçi razı oldu. Bir azdan Keçinin buynuzları ğılıncdan da iti oldu. Keçi onun ğaymağını, südünü verdi. Keçi getdi çığdı Gurdun damının üstüne. Bu vağt ğurd da bir ğazan aş asmışdı, ocağın üste bişirirdi. Keçi damı döyende bunun aşının içine torpağ töküldü. Onda ğurd çağırdı:
-O kimdir damım üste,
Toz töker şamım üste?
Aşımı şor eyledi,
Gözümü kor eyledi?
Keçi cavab verdi:
-Menem, menem, canavar
Buynuzum ğoşa-ğoşa.
Balamı sen yemisen
Gel girek bir savaşa.
Gurd cavab verdi:
-Çoğ gözel, gel savaşa, ele men seni ağtarırdım.
Gurd sözünü tamam eledi. Dişlerini ğıçırtdi, istedi Keçini yesin. Keçi ona aman vermedi. Geri çekilib ireli geldi, ona ele bir buynuz vurdu ki, buynuzlar iki ğarış onun döşüne işledi. Gurd berkden ulayıb yere yığıldı. Keçi o saat onun ğarnını yırtıb Mengülümü çığartdı, bağrına basdı, gözlerinden öpdü. Gurd ğışğırıb dedi:
-Vay ğarnım, vay.
Keçi dedi:
-Mengülümü yemeyeydin!
Vay ğursağım demeyeydin!
Ğain Gurd öldü. Keçi balası Mengülümü götürüb eve yollandı. Şengülüm, Şüngülüm Mengülümü görende çoğ sevindiler. Onun üzünden-gözünden öpdüler, şadlığ elediler    
                    

    
 Terekeme Atasözleri


Çiğnenen sakkız tez çürüyer 

 


Pehlivan güleşte belli olar 


Vuran oğul atıya bakmaz


Yaz gününün yağışı, ermeni arvadın doğuşu


Lotuynan gezen Lotu olar


Allah dağına bakar kar verir, bağına bakar bar verir 


At ölür tayı kalır, namerdin neyi kalır 


Derdini vaktinde ağla 


Ağlamayan uşağa papa vermezler 


Kalkan öküz yatan öküzün başına pisler


El elinden gül derme, öz elinnen diken yon 


İnsaf dinin yarısıdır


Yetime öğüt veren çok olur, ekmek veren az olur. 


Sevildiğin yere çok gitme 


Hesabini bilmeyen kasabın elinde kalır masat 


Kız bibiye, oğlan dayıya benzer 


Deli kuyuya bir taş atti, kirk akilli inandı 


Arvat erini rezil de eder vezir de 


Eşek kanır at yiyer 


Herkes kendi evinin kıblesini bilir


Akıllı düşünene kadar, delinin oğlu olur 


Garga nedir gaziği ne ola, pire nedir büzüğü ne ola 


Taş yerinde ağırdır 


Ersiz arvat yularsız ata benzer 


Yumurtana göre gıgılla 


Yapı taşı yerde kalmaz 


Tavuk su içer Allah''a bakar 


İtinen çuyala girilmez 


İt korktuğu tarafa ürür 


Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme 


Desinler ki haçonun hançeri var. 


Yetimi döveceğine üstünü cır


Yatan aslandan, gezen tilki iyidir


Ayının yüz oyunu bir armudun başınadır 


Gönlü balık isteyen soğuk suda ıslanır 


Kendine umaç uvalamıyor, ele kesme kesecek 


Herkes sakız çiğner, ama kurt kızı tadını çıkarır 


Dereden geçerken at değiştirilmez. 


Dırdırcı kadın adamın ömrünü yer 


Herkese yanaşan köpek, kapı beklemez 


Bir malın başında sahibi gerek.oğlu da değil babası gerek 


 

Buharının eğriliğine bakma, dumanın düz çıkmasına bak

 

 

   Terekeme Tappacaları 

Balaca Menzer Dağlan bezer Gayıdıf geler Obada gezer 

(Kuzu)

Kanadı var uçabilmez Guru yerde gaçabilmez 
(Balık)

Evimizde bir kişi var Horhor yatışı var 
(Kedi)

O toyda durar geder Boynunu vurar geder Bir sürüye girende Gınanı gırar geder
(Kurt)

Uzun uzun ulama Ucuna gıl dolama Geder Hans söyüne Geler bize salama 
(Duman)

Tapma dedim Tapış dedim Şahsenem Yapış dedim 
(Ekmek)

Horola Hotan ola Olmuya Kotan ola Gırx eyex Gırx buynuz Onu çeken ola
(Çift)

Nefesi var canı yok Cesedi var gani yok 
(Körük)

Kucağına alırsan ağlıyar \ Yere goyarsan kiriyer 
(Zencir)

Daş hırıldar su ırıldar Tahta çalar Den-oynaşar
(Değirmen)

Bir güzgüm var gabaxlı Dört gırağı sacaxlı
(Göz)

Altı mer mer Üstü mermer İçinde bülbül gezer
(Dil)

O yanıgaya Bu yanı gaya İçinde Sarı maya
(Yumurta)

    
 TEREKEMELERİN GÜZEL SÖZÜ 
Adahlı: Nişanlı.
Ahan: İşte, burada.
Aheey: Eyvah anlamında olan sözcük.
Ahora: Yakın bir yer.
Alaşa: Arsız, çemkiren orta yaşlık kadın.
Alazlanma: Yüzde ve vücutta çıkan çıbanlar, kızartılar.
Aloy (Yaloy): Alev (Ercilasun, 1983: 292; Sarıkaya, 2001; Eraslan, 1980: 82-91; Koraş, 1998: 240-244; Ergin, 1972: 184; Mansuroğlu, 1988: 255; Gülsevin, 1997: 134; Ergin, 1981: 165; Ercilasun, 1983: 292: pütöy-bitevi, Şireliyev,-İslamov, 1999; Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü, 1991; Hacaloğlu, 1992; Altaylı, 1984; Arat1979; Atalay, 1972; Baskakov,-Toşçakova, 1999; Cavid, 1358; Eraslan, 1980: 82-91; Ercilasun, 1983; Ergin, 1972: 184; Gabain, 1988; Gülsevin, 1997: 134; Komisyon. Derleme Sözlüğü, 1963-1982; Koraş, 1998: 240-244; Mansuroğlu, 1988: 255; Xamane, 1370; Menzuri, 1373; Pakzad, 1363; Sehend, İntişarat-ı Şems, Tebriz, (Tarihsiz); Şehriyar, 1373; Yudahin, 1988).
Amanat: Geçici olarak yapılmış, bozulabilir (Arapça emânet).
Andır: Her hang bir parça, vücut parçası da olabilir.
Ar?: Ark.
Ar?eyin: Rahat, gamsız.
Aroy: Kirli çamaşır suyu.
Aya, Eye: Hey ünlemi.
Aybecer: Suratsız, tipsiz.
Azgun: Şımarık.
Baf: Akciğer.
Bağdaş: Ayakları ve bacakları kelebek yapıp oturmak.
Ba?t: Kader.
Baskı: Otu arabayla taşırken kullanılan ağaç.
Bedasıl: Aslı bozuk, Soyu kötü.
Bele: Böyle,a böyle.
Beynamaz: İnançsız.
Bidibidi: Az, az ufak ufak.
Bijli: Sivri.
Biyabur: Rezil. Bî+abur: abursuz: Aburu yok, itibarsız, rezil, ahlâksız. Bî, Farsçadan dilimize girmiş-sız,-siz anlamında bir ön ektir. Bu ek bazı kelimelerde be şekline dönüşmüştür.
Bulun: Otun tarlada toplanmasına verilen adı.
Buzoy (bizoy): Buzağı.
Bülöy: Bileği
Cıbıl: Varlıksız.
Cıbır: Yoksul, parasız.
Cığız: Oyun bozan cığıza cur bahane.
Cırı?: Yırtık.
Cızı?: Çizgi.
Cib: Cep.
Cici bici: Süslü, püslü.
Cilcibil: Çırıl-çıplak.
Ciloy: yular, dizgin.
Cirbağa: Yaramaz, ufak tefek erkek çocuk. Çır/cır+bağa: çırbağa: Cırcır böceği. Boyundan büyük işlere karışan küçük çocuk. Türk dilinde bağa kelimesi hayvan demektir. Kur+bağa: kurbağa: Kur diye ses çıkaran hayvan demektir. Tos+bağa: tosbağa: Tos yapan hayvan demektir. Kaplı/kabuklu/kabuklu-m+bağa: kaplumbağa: Kabuğu olan hayvan demektir (Kalaycı, 2009:25-29).
Ciri: Afet, bela, dert, eziyetveren, çocuklar için kullanılır.
Cufut: Yahudi.
Çana?: Büyük Güğüm
Çançur: Eriğin bir çeşiti.
Çengel: Çatal.
Çılpa?: Çıplak.
Çinçavat: Varyemez, cimri.
Çora?: Verimsiz.
Çulsuz: Fakir, berduş.
Daba?: Bir hayvan hastalığı.
Dad: Tat.
Dalda: Dulda.       
Damçı: Damla.       
De-: Söyle-.    
Delisoy: Deli dolu.
Demroy: bir çeşit deri hastalığı.
Deyaz: Sığ su.
Dığa: Ermeni oğlu.     
Dındıla: Çok küçük.
Dıydı?: Kişiliği oturmamış, zayıf kişilikli.
Dirliksiz: Geçimsiz.
Dolamaç: Dönemeç.
Don: Elbise, iç giyim, karın donması.
Ebile: Böyle-Böyle.
Edrefi: Etrafı.
Eebele gel: İşte böyle bu yana gel.
Ele deme: Öyle söyleme.
Ele: Öyle.
Eleyse: Öyleyse.
Elhezer: Aman dedirtecek kadar baş belası olan, yaramaz.
Eli uzun: Hırsız.
Enni: Uzun
Eringen: Tembel, üşenen.
Eseslice: Esaslıca.
Eşgere: Açık, alenen.
Fırfır: Topaç.
Fırtılık: Sümük.
Fitoz: Sevimli.
Gabala: Toptan.
Gaççe-Geç: kürd kızı
Gada: Bela.
Gadan alem: Dertlerini ben üstüme alayım.
Galah-Gala?: Tezek yığını.
Ganaya?lı: Kadın ya da kız için söylenilen bir söz, bela arayan.
Ganfet: Konfetı Şeker.
Ganmiyer: Anlamıyor.
Garı: Kadın               
Garoy: Bakar kör.
Gart: Yaşlı, ihtiyar, zamanı geçmiş, taze olmayan.
Gaşoy: Kaşağı.
Gayda: Müzik, Makam.
Gede: Çocuk.
Gıgı: Deve, keçi, koyun vb. hayvanların pisliği.
Gıjik: Kıvırcık saç.
Gıloyşa: Oturup kalkmasını bilmeyen, saygısızca davranan kadınlar için. Yalaka, riyakar.
Gıro: kürd oğlu.
Gıroy: kırağı
Giroy: Rehin.
Gobbuz: Yumruk.
Gonak (Gona?): Misafir.
Gor: Mezar.
Gorbagor: Toplu mezar. Ölümü beğenilmeyen.
Gor?ana: Mezarlık.
Gorluk: Cenaze için saklanan para.
Goru?çu: Korucu.
Goşgu: Araba veya çifte koşulan at veya başka hayvan.
Gökçek (Goçak-Goçak): Becerikli, marifetli, çalışkan.
Göz: Oda.
Gözgü: Ayna.
Gumroy: Çıngırak, çan.
Gunda?: Yeni doğmuş çocuğu belli bir zamana kadar sarıp sarmalamaya yarayan örtü.
Guş beyin: Aklı kıt.
Guzik: Kambur.
Gün: Güneş, gün.
Ğanayahlı: Dayanıksız, sabırsız, belalı, tez canlı,aciz kimse.
Ğarmutlama: Sıcak suyun ılındırılması.
Ğozan: Tarlaları nadasa bıraktıktan sonra biçilen ot, hozan.
Ha: İşte.
?a?çıh-A?açik: Ermeni kızı.
Hal: Ben, benek.
Hamarat: Becerikli.
Hara (?ara): Nere.
?aralısan: Nerelisin.
Hayva?: Eyvah.
He: Evet
Hepepine: Tamamen.
Herik: Tarlanın pulluk vb aletle sürülmesi.
Hersi Geldi: Sinirlendi.
Hesir: Tığla yapılan payendaz.
Hına: Kına.
?ündür: Yüksek.
İçgi: içki.
İgit: Yiğit.
İşmar: İşaret etmek.
İtgi: Yitik, kayıp, zayiat, zarar, ziyan. (mec) ölüm.
İtoğlit: Köpek oğlu.
Kaftar: İhtiyar, yaşlı.
Kâr: Sağır.
Ko?: Taştan yapılmış ev.
Koroğlu: Köroğlu.
Köç: Göç.
Kösöy: Ucu yanmış odun parçası.
Küsgü: Küsme, küsü.
Leçek: Tülbent.
Leppik: Düz taş.
Libbiz: Parasız, züğürt.
Macarka: Arabaların otu taşımasını sağlayan ağaçtan yapılan düzenleme.
Merek: Ot Ambarı.
Mıtrıf: Dilenen ve bir kapıdan bir şey almadan gitmeyen kişi, Çingenelerin bir koluna, ¨Mıtrıf¨ da denir (Yıldız, (2007: 61-82;Andrews, 1992: 267; Özkan, 1999: 31;Kaynak: Bedrettin Kemaloğlu;Hadice (Münevver)Kemaloğlu;Ümmiye Doğan) .
Miras galsın: Mal sahibinin ölmesini dilemek.
Mökkem-Arapça muhkem: sağlam, kuvvetli.
Nağıl: Biçim, tarz, ¨Maşallah kırat ne nağıl gider.¨
Na?ır: Hayvan sürüsü.
Ne gaten: Ne kadar.
Necoldi: Nerede.
Nöker: Ev ve tarla işlerine yardımcı olan yatılı veya normal işçi.
Oğrı: Hırsız.
O?loy: oklava
Ola, ula: Ulan, arkadaş.
Otay-Butay: O taraf-bu taraf.
Oynaş: Dost.
Pa?ır: Bakır
Paklama?: Temizlemek.
Palan: At veya eşek üstüne atılan bez.
Peş: Arka.
Peştamal: Önlük.
Poşa: ermeni çingenesi, Karapapahlar / Terekemeler, Gürcüler, Çerkesler; ülkemizde ise bunların bulunduğu coğrafyalarda, mesela Göle, Ağrı, Van, Erzurum, Sivas, Bayburt ve Erzincan?da yaşayan Çingeneler için kullanmaktadır. Ayrıca Artvin?de yaşayan Ermeni çingeneler vardır ve bunlar da kendilerine ¨poşa¨ veya ¨boşa¨ demektedir (Yıldız, Güz-2007: 61-82).
Puç: Hiç, yitirmek. ¨Ekmeğim puç oldu¨.
Pu?oy: bukağı
Pusgu: Pusu.
Pütöy: Bütün, hep.
Sabahaçan: Sabaha Kadar
Sâbi: Küçük çocuk.
Sağdıç: Düğünde damadı gezdiren kişi.
Sahan: Demirden yapılmış tabak.
Sahi mi: Gerçek mi.
Saldat: Rus askeri.
Satgı: satış
Sepgi: Ateşli hastalık sonucu ciltte oluşan döküntü.
Soy?a, Andır, Meret: Uğursuz şeyler için söylenir.
Sükütten: Usulca.
Süzek: Süzgeç.
Şapla?: Tokat.
Şin: Öküz arabalarında tekerin etrafına takılan demir.
Şirin: Tatlı.
Şor: Tuzlu.
Talan: Saldırıya uğramış, soyulmuş.
Talaş: Telaş.
Tamça: Damla.
Tapul: Ot veya buğdayı yığma.
Taya: Otun kışın hayvanlara yedirilmek üzere şehre yakın bir yerde yığılması.
Tekne Kazıntısı-Son Beşik: Dünyaya gelen son evlat
Tez: Çabuk.
Teze gelin: Yeni gelin.
Tezeden: Yeniden.
Tezek: Hayvan dışkısından yakacak.
Tıfıl: Küçük.
Tırıklamak: İshal olmak, halk arasında amel ve sürgün.
Tik: Yüksek, dik.
Tike: Küçük et parçası
Timoy: Nezle, ingi, dumağı.
Toy: Düğün.
Tö?met: Başa kalkmak, söz altında ezmek.
Tum: Sınır, Hudut, Tarlanın tumu.
Tülek: Korkudan çabukça kaçan, ödlek.
Türma: Hapis.
Uçu?: Yıkık.
Ula ula: Hele hele, ola, olan.
Urus: Rus.
Urus: Rus.
Uşa?: Çocuk.
Üzdür: Yüzdür.
Variyetli: Zengin, varlığı yerinde olan.
Varlı: Zengin.
Varsız: Serveti olmayan.
Vedra: Kova.
Veran: Harabe.
Vişşş!: Şaşırma ifadesi.
Vurgun: Tutkun.
Yad: Yabancı.
Yal: Kepekle yapılan ve hayvanlara verilen sulu yiyecek.
Yama?: Yama.
Yaman gün: Kötü gün.
Yangı: Acı, üzüntü.
Yappa: Bir çeşit tezek türü, elle şekil verilerek yapılır.
Yarımağız: İsteksiz.
Yavan: Katıksız.
Yayan: Yürüyerek.
Yazığ: Zavallı.
Yêddi: Yedi.
Yeke: Büyük, kocaman.
Yel: Osuruk.
Yesir: Esir.
Yola vurma: Gönderme.
Yu?a: Sığ derin olmayan. İnce.
Yumuru: Yuvarlak
Yüklü: Hamile .
Yüngül-Yungul: Hafif.
Yüzi goyli/yüzi guyli: Yüz-ü+koy-ul-u: yüzü koyulu: yüzü koylu: yüzi goyli: Yüz üstü yatmak, yüzü yere doğru olmak.
Yüzü gara: Yüzüne bakılamayacak utanç işleyen.
Zağar: Küçük, cüce.
Zeher: Ağu, zehir anlamında.
Ze?rimar: Sinirli bir anda ne var anlamında kullanılır.
Zerge: Değersiz, değeri düşük olan denir.
Zerzebil: Perişan.
Zetelcem: Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir.
Zevzek: Geveze.
Zıngıroy (zingıroy): çan, zil
Zibil: Çöp.
Zirzop: Uyumsuz, kaba saba.
Zoğ: Kızgın zeminden çıkan buhar, zorluk anlatır. Otun ilk biçildiğindeki yığını.
Zugum: Zehir, zakkum anlamında, haram. Zürriyet: Döl, soy.

İSLAM'IN ŞARTI terekeme ormanda agaç keserken orman memuru yakalar -yaptıgın suç ama bir soru soracam bılırsen cezada yok odunlarda senın demiş -tamam sor efendı demış bızımkı, sormuş -islamın şartı gaşdı ama bılemezsen dayak atacam demiş bızımkı -20 dır demış dayak yemış -30 dur demış dayak yemış -aya öldüm 50 di demiş memur odunuda almış kovmuş bızımkını adam eve gelmış. hanımı -bey bu ne haldı demış -sorma arvat memur yakaladı bır soru sordu bılmedım döydü menı -ne sorduki bey -islamın şartı gaşdı dedı hanımı -buna ne var bey 5 dır demış adam -a başın ölsün 50'ye razı olmadı beş desem öldürerdi meni...
*                 *                       *                     *                                    *                                   *                                  *                         *                   *                 *
Uşah Anasına Sorur Ay Ana Biz Nasıl Dünyaya Geldik ? Yaşı Küçük Olan Uşağın Ahlaklı Bozulmasın Diye Oğlum Biz Meymundan Türüye Türüye Değişe Değişe Bu Hale Geldik Çoğaldık. Bu Cevaba Tatmin Olmuyan Çocuk Babasına Sorar Aynı Soruyu Baba Oğlum Herşeyi Olduğu Gibi Bizide ALLAH Yarattı Yüz Yıllar Boyu Üreyerek Çoğaldık Çocuk Peki Baba Anama Sordum Anam Maymundan Olduk Dedi ? Eşini Yalancı Çıkartmak İstemeyen Baba; Oğlum Sen Onu Neydecen O Anan Gilin Sülalesidi Bizi İlgilendirmez :))
*                 *                       *                     *                                    *                                   *                                  *                         *                   *                 *
Almanyada İşci Olarak Çalışan İrbaham En Büyük Hayali Olan Kırmızı Mercedesi Büyük Zorluklar Sonrasında Alır Ama Ne Ehliyeti Var Nede Sürmeyi Biliyor. Arabasına Biner Trafiğe Çıkar Daha İlk Dakkadan Önünde Kırmızı Işıkta Duran Araca Arkadan Hafifçe Vurur Öndeki Arac Biraz Ezilir Sahibi İner Direk Polisi Armaya Kalkınca Bizim İrbaham Adama Yalvarmaya Başlar Gurvan Olum Etme Tutma Mende Ne Ehliyet Var Ne Zaat Diyende Adam Annıyar İrbahamın Hemşerisi Olduğunu Neyse Diyer Affeder Arabasına Miner Devam Eder, Daha Aradan 1.Dk Geçmeden Gene Arkadan Bir Gümbürtü Kopar Adam Başını Çıhadıf Camdan Arkaya Bahanda İrbahamın Sesi Duyular: Menem Memem Devam Et :)
*                 *                       *                     *                                    *                                   *        
Gara Lele Oğluna Gız İstemeğe Gidir Söz Sohbet İçinde Gızın Babası Sorur Gedenin İçkisi, Gumarı, Cigarası Zatı Varmı ? Gara Lele: Şükür ALLAHA hepsi var bir arvadı yoh onuda almaqa geldiq.
*                 *                       *                     *                                    *                                   *        
At'la Eşşek Bir Gün Geziller, At Nerde Uçurum Nerde Daş Gaya Varsa Ordan Gidir, Eşşeh'de Yoldan Gidir Ama Bir Gözüde Hep Attadır, At Gene Bir Uçurumun Başına Çıhanda Eşşeh Dayanamır, Ola Niye Yoldan Getmirsen Ne Gezirsen Uçurumların Gayaların Başında, At: Seyenne Var Ola Can Menim Döyülmü Hardan İstiyirsem Ordan Giderem Eşşeh: Ayaa Hardan Gazdiğin Umrumda Döyülde, İndi Tüşüf Sagget Galacan Ölecen, Gene Cemdeğini Mana Taşıdacaqlar :)









YORUM GÖNDERYORUM GÖNDER
  Adınız Soyadınız :
  Mesajınız :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız. Maksimum 500 karakter

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi :0,0312

© 2012 meryemkoyu.org.tr
Meryem Köyü Web Portalı http://www.meryemkoyu.org.tr

Tam Ekran